Bir O.Ç'yi özlemek
30 Aralık 2012 Pazar
Anlamsızlıkların Gücü Adına
Ve yine karmaşıklıkların uçurumundan düşmek üzere olan ve beyninde yüzlerce soru işareti oluşmuş kalbimi seyrediyorum. Kalbim çaresiz. Nereye gideceğini,ne yapacağını bilmeden öylece oturuyor hüzünlerden yarattığı şehrin kaldırımlarında. Kaldırımlar soğuk. Gözlerim bulut misali yağmur yağdırıyor üzerine. Damlalar sert. Islanıyor. Kalbim ıslanıyor. Onun üstünü değiştirme şansı da yok üstelik. Güneşin doğup onu kurutması gerekiyor. Nerede güneş? Ne zaman doğacak? Ne zaman bitecek bu gece,karanlık,sessizlik ve sensizlik? Bilinmezlikler beni deli ediyor. Zamanın akmasıyla mı çözülecek belirsizlikler yoksa zaman daha mı çok belirsizleşecek her şey? Sorular cevapsız.
Hani fısıldardı ya kuşlar,sokak lambaları,kapkaranlık dehlizler seni bana... Şimdi her şey hep bir ağızdan "Unut!" çığlıkları atıyor. Milyonlarca ses arasından sıyrılamıyorum. Hareket etmiyor kollarım,bacaklarım. Boğuluyorum. Sular derin. Var olmaktan vazgeçiyorum git gide. Neredeyim? Kiminleyim? Kiminle olmalıyım? Hangi yoldayım? Yollar serin.
Kemiriyor. Seninle ilgili olan her bir olgu beynimi yiyor yıllar sonra şansı yaver gitmiş bir farenin bulduğu peyniri kemirmesi gibi. Her nefes alışım unutmama engel seni. Unutmak sessiz. Ve ben hala gözlerimin masumiyetiyle bekliyorum gelişini,kulağımda mutlaka beraber dinlememiz gereken şarkılarla. Şarkılar renksiz.
Hey! Ben kendimi kandırmıyorum. Gelmeyeceğini zaten biliyorum. Ama anlamadığın bir nokta var sevdiğim ; Ben sadece seni beklerken yaşamayı seviyorum. Sevmek iradesiz.
24 Temmuz 2012 Salı
Cesetler fazla ölü
Silah zoruyla alıyorum kelimeleri paslanmış kalp daktilosundan. Dönüştükçe şah damarı tıkanmış duygular yazıya,titriyor kadeh titriyor zaman. Yüzeysel düşünmeye çalışıyorum,ayrıntıya kapılmadan. Çünkü biliyorum kapılırsam savaşırım kendimle,kendime hiç acımadan. Ters,düz eder beni konuşmayı yeni sökmüş her fotoğraf karesi. O kadar acımasız ki, "ağla" oluyor hepsinin ilk kelimesi. "Nefessiz kal,bakmaya kork başka kırmızı dudaklara,at kendini en ıssız tren raylarına ve sana çarpmasını bekle terkedip intihar ettiren kadının bindiği demirden tabutun." Bırak şimdi bu süslü cümleleri, sen yoksun.
Büyük atan kazanırdı oyunlarda. Sen benim yalanlarımın yanında oldukça büyük attın,kaybettim. Kaybedecek bir şeyim yok zannederdim ağladığımda artık gözyaşlarımın akmadığını farkedene kadar. Köpükten bir dünya kurmuştum,ıslandı tüm sokaklar. Gittin ya,derileri yüzüldü tüm yaşayan insanların. Artık sevişemiyorlar. Aslında bakacak olursak ay bile terketmişken yıldızları bu gece,seninki sadece kırıntılarıydı. Martılar'ın gelip onları yemelerini bekliyorum. Bırak şimdi bu süslü cümleleri de aklıma geldi, sen yoksun.
Buz kütleleri yağıyor ruhumdan gökyüzüne doğru. Dondu henüz yağamayan yağmurlar,dondu başlangıçlar. Dans ediyor tüm sonlar cesetlerle. "Bu cesetler fazla ölü" diye fısıldıyor çocukların hayallerini çalan o kötü adam. Bir parça fedakarlık serpsek dünyaya anca erişir yanıma da... Değerimi bilemedin kadın ;
"Ruhundaki düğümleri çözmek için tırnaklarımı bile uzatmıştım oysa."
7 Haziran 2012 Perşembe
Mektup
Judia,
Hayata bakış açımı tamamiyle değiştiren kadın. Açık tüm pencerelerimi kapatıp manzarasının sadece "sen" olduğu tek bir pencere açtın. Kahvemi yudumlayıp her gece izliyorum. Buradan çok güzel gözüküyorsun. Dünyanın en yetenekli ressamının fırçasından çıkan bir tanrıça tablosu gibi. Her baktığımda farklı yorumlar getiriyorum. Notalardan ojelerin,şaraptan saçların,tütünden gözlerin var. Sana bir kez baktım mı,binlerce kez aşk yağıyor gökyüzünden kirpiklerime. Fon müziği "La galana i la mar" olan bir filmsin ve ben tüm replikleri ezbere biliyorum.
Yanındayken bana ne kadar hevesle nefes aldığımı hatırlatan kadın. Kelimelerimin her zerresinde sen varsın. Zeus bile ödüllendirir Eros'u tam 12den vurduğu için. Lütfen, Thanatos bize uzak kalsın. Uzak kalsın,çünkü eğer yaklaşırsa ölüm tanrısını öldürebilecek kadar aşığım. Ölümsüzleşir sonra her şey,bozulur düzen. Eğer kendini seviyorsa,yanımıza uğramasın.
Yüzyıllar önce kaybolan ruh ikizimi bulduğuma inandıran kadın. Senden başka kimse omzuma kollarını atmasın. Yürümek bile bana seni hatırlatırken kimse bana sensizlik konusunu açmasın. Hazırla kendini,topla şimdiden eşyalarını. Benimle birlikte her yeri tek tek gezeceğimiz bir karavanda yaşlanacaksın.
Hayata bakış açımı tamamiyle değiştiren kadın. Açık tüm pencerelerimi kapatıp manzarasının sadece "sen" olduğu tek bir pencere açtın. Kahvemi yudumlayıp her gece izliyorum. Buradan çok güzel gözüküyorsun. Dünyanın en yetenekli ressamının fırçasından çıkan bir tanrıça tablosu gibi. Her baktığımda farklı yorumlar getiriyorum. Notalardan ojelerin,şaraptan saçların,tütünden gözlerin var. Sana bir kez baktım mı,binlerce kez aşk yağıyor gökyüzünden kirpiklerime. Fon müziği "La galana i la mar" olan bir filmsin ve ben tüm replikleri ezbere biliyorum.
Yanındayken bana ne kadar hevesle nefes aldığımı hatırlatan kadın. Kelimelerimin her zerresinde sen varsın. Zeus bile ödüllendirir Eros'u tam 12den vurduğu için. Lütfen, Thanatos bize uzak kalsın. Uzak kalsın,çünkü eğer yaklaşırsa ölüm tanrısını öldürebilecek kadar aşığım. Ölümsüzleşir sonra her şey,bozulur düzen. Eğer kendini seviyorsa,yanımıza uğramasın.
Yüzyıllar önce kaybolan ruh ikizimi bulduğuma inandıran kadın. Senden başka kimse omzuma kollarını atmasın. Yürümek bile bana seni hatırlatırken kimse bana sensizlik konusunu açmasın. Hazırla kendini,topla şimdiden eşyalarını. Benimle birlikte her yeri tek tek gezeceğimiz bir karavanda yaşlanacaksın.
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Med Cezir
Kahvesini yudumluyor aynada gördüğüm yorgun yüz. Perdesi kapalı olan penceresinden dışarıya dalıyor gözleri. Uzaklara, kilometrelerce uzaklara götürüyor onu perdesinin desenleri. Mesela kendini, her megafonunda yırtık müzikler çalan bir kasabada buluyor. Mektup yazmaya kalkışan eller tam dökecekken ruhlarının fazlalığını ufacık bir kağıda, tutuluyor. Bilinmezliklerin en derininde kalıyor siyahlar. Diğer tüm renklerse akşam olmadan evlerine çekiliyor. Kasaba yalın , kasaba hissiz..
Hiç tanımadığı biri tarafından öpülerek uyandırılıyor belki satırlarca yazdığım kadın. Geceden kalma terlerini siliyor. Diplere, benim bile hiç girmemiş olduğum derinlere iniyor hayalimdeki duruşu. Mesela kendini, o çok sevdiği varoş tarzı mekanlarda bir hayat kadını yapıyor. Aşık ama delicesine aşık olmak için can atan tüm kalpler teker teker kendini asıyor. Asıyor suratını Gece’nin en sevdiği oyuncak mağazasındaki bebekler bile. Kadın bencil, kadın iradesiz..
Döküyorum 20 yıldır biriktirdiğim sonbahar yapraklarımı. Kelimelerim hislerimden ayrı dans ediyor. Zirveye, piyanonun kalbimde olan yeri kadar tepeye taşıyorum tüm hüzünlerimi. Mesela kendimi, yarım kalmış bir romanın en gereksiz cümlesi yapıyorum. Güven, ama bir insanın başka bir insana veremeyeceği cinsten bir güven veriyor, karşılığını alamıyorum. Karşılaşıyorum, kendimle daha önce hiç bulunmadığım bir yerde. Ben ölü, ben kifayetsiz..
Hiç tanımadığı biri tarafından öpülerek uyandırılıyor belki satırlarca yazdığım kadın. Geceden kalma terlerini siliyor. Diplere, benim bile hiç girmemiş olduğum derinlere iniyor hayalimdeki duruşu. Mesela kendini, o çok sevdiği varoş tarzı mekanlarda bir hayat kadını yapıyor. Aşık ama delicesine aşık olmak için can atan tüm kalpler teker teker kendini asıyor. Asıyor suratını Gece’nin en sevdiği oyuncak mağazasındaki bebekler bile. Kadın bencil, kadın iradesiz..
Döküyorum 20 yıldır biriktirdiğim sonbahar yapraklarımı. Kelimelerim hislerimden ayrı dans ediyor. Zirveye, piyanonun kalbimde olan yeri kadar tepeye taşıyorum tüm hüzünlerimi. Mesela kendimi, yarım kalmış bir romanın en gereksiz cümlesi yapıyorum. Güven, ama bir insanın başka bir insana veremeyeceği cinsten bir güven veriyor, karşılığını alamıyorum. Karşılaşıyorum, kendimle daha önce hiç bulunmadığım bir yerde. Ben ölü, ben kifayetsiz..
24 Mayıs 2012 Perşembe
Seni Anlatırken Farkediyorum
Bulutların üzerinde derin izler bırakıyorum yürürken,seni hissedince yanıbaşımda. Zayıf olmamıştım hiç bu kadar yıllarca kullanılmayan,çürümüş duygularıma karşı. Tutku hiç tutmamıştı yakalarımdan sıkı sıkı. Yağmurlu havada bir arabanın hızla geçtiği çukurdan sıçratırcasına geliyor huzur. Kayıp düşeceğim mutluluklar dünyasına bir adım daha atarsam ve bir daha dönmeyeceğim. Çünkü sen senken, şehvet aynaya bakıyor ve gördüğü sadece milyonlarca kusur..kusur..kusur.
Gözlerin gözlerime değdiğinde gökyüzü intihar ediyor ama ben yeniden doğuyorum. Özlem kancasını bedenime takıp,esnekleşiyor. Ben senden ne kadar uzaklaşırsam o kadar büyüyor,korkuyorum,yanından ayrılamıyorum. Nefes aldığını duyarken o kadar çocuk oluyorum ki,gördüğüm her şeyi benimsiyorum. Benim oluyor yoldan geçen her insan. Onlara isimler koyuyorum. Bırak seni özlemeyi,özlüyorum bize huzur evinin penceresinden şuursuzca bakan Akif dedeyi.
Başka insanların bende değersiz kıldığı hisler,sana baktığımda hayati önem taşıyor. Birisi elimden kayıp düşse,ölecekmişim gibi. Sonsuza dek susacakmışım gibi. Savunamayacakmışım gibi herşeyim olan benliğimi. Sonra kendime geliyorum nefes alıp. Ben dünyanın en güçlü kadınıyım.
Tanrıyım. Ve sensin kendimi kurtarmak için dünyaya gönderdiğim o kutsal kişi.
Gözlerin gözlerime değdiğinde gökyüzü intihar ediyor ama ben yeniden doğuyorum. Özlem kancasını bedenime takıp,esnekleşiyor. Ben senden ne kadar uzaklaşırsam o kadar büyüyor,korkuyorum,yanından ayrılamıyorum. Nefes aldığını duyarken o kadar çocuk oluyorum ki,gördüğüm her şeyi benimsiyorum. Benim oluyor yoldan geçen her insan. Onlara isimler koyuyorum. Bırak seni özlemeyi,özlüyorum bize huzur evinin penceresinden şuursuzca bakan Akif dedeyi.
Başka insanların bende değersiz kıldığı hisler,sana baktığımda hayati önem taşıyor. Birisi elimden kayıp düşse,ölecekmişim gibi. Sonsuza dek susacakmışım gibi. Savunamayacakmışım gibi herşeyim olan benliğimi. Sonra kendime geliyorum nefes alıp. Ben dünyanın en güçlü kadınıyım.
Tanrıyım. Ve sensin kendimi kurtarmak için dünyaya gönderdiğim o kutsal kişi.
17 Mayıs 2012 Perşembe
Son Kez
Duygularımı bastırmaktan her zaman nefret etmişimdir. Ne hissediyorsam açıkca vururum insanların yüzüne. Hayır! Gözüme toz falan da kaçmadı,ağlıyorum işte. Yaşlarımdaki yakamoz olduğunu da saklamıyorum üstelik. Düşünmekten beynim kanıyor. Kanıyorum ben de duyduğum her ses'e. "son kez" dediğim her şey daha da başlangıç oluyor. Mesela ben,son kez dalmıştım hayaline dün gece..
Kum fırtınaları arasında yok olup gidiyor renkler. Her şey soluyor. Her şey soluyor ama ben seni başkasının yakınında görünce soluklanamıyorum kadın. Belki de ben,terapi gören bir manyağın psikolojisindeki en hasar görmüş noktayım..
Dünde kal istemiştim,yarınımın her saniyesine taşırken seni. Toprağa düşse tüm çiçeklerin ölümü olacak kadar zehirli cümlelerimi bir kenara bırakıyorum. Çünkü bırakmazsam kendime karşı büyüteceğim kin,dünyanın sonu olur,biliyorum. Demiştim sana hatırlarsan "Ben her şeyi biliyorum kadın!." diye ama sana bir şey söyliyeyim mi ?
Sen hiçbir şey haketmiyorsun. Bilgin olsun diye söylüyorum. Sana ithafen "son kez" yazıyorum ...
Kum fırtınaları arasında yok olup gidiyor renkler. Her şey soluyor. Her şey soluyor ama ben seni başkasının yakınında görünce soluklanamıyorum kadın. Belki de ben,terapi gören bir manyağın psikolojisindeki en hasar görmüş noktayım..
Dünde kal istemiştim,yarınımın her saniyesine taşırken seni. Toprağa düşse tüm çiçeklerin ölümü olacak kadar zehirli cümlelerimi bir kenara bırakıyorum. Çünkü bırakmazsam kendime karşı büyüteceğim kin,dünyanın sonu olur,biliyorum. Demiştim sana hatırlarsan "Ben her şeyi biliyorum kadın!." diye ama sana bir şey söyliyeyim mi ?
Sen hiçbir şey haketmiyorsun. Bilgin olsun diye söylüyorum. Sana ithafen "son kez" yazıyorum ...
14 Mayıs 2012 Pazartesi
Rol
Reenkarnasyon'a inandırıyorsun. Çılgınca teoriler ediniyorum. Mesela sen .. Önceki hayatında o zamanların en sağlam uyuşturucu maddesiydin. Ben seni kalpten aldım ve şimdi geride bıraktığın her şeye bağımlıyım. Onsuz ölemeyecek kadar bağımlı.
Örneğin ; Film kasetleri,her anın özenle çekilmiş olduğu.. Gözlerimi kapatıp bizi izliyorum. Ne seni ne beni,bizi.
Ya da ; Ruh kuvvetleri,benimle ilişkiye girmek istercesine tahrik edici bir sürü ses dalgası.
Hepsine bağımlıyım. Çözülmesi imkansız denizci düğümleriyle bağlı. Kendime bu kadar değer vermesem altın vuruş yapar ve gözlerimi sana yumardım.
Yine bu gece,sessizlikle karanlığın delice seviştiği saatte şırıngama bir doz sen,dudağıma hafif bir tebessüm koyuyorum. Çok hoşuma gidiyorsun ve kayan gözlerimle sana iltifatlar yağdırıyorum. Beni duymaman canımı acıtıyor. Canım acıyor bana,beni böyle görünce ama ben hala her şarkının sözlerine gözlerini uyduruyorum.
3...2...1...ACTİON !
+ Sevmek mi ? Hayır. Ondan nefret ediyorum.
Örneğin ; Film kasetleri,her anın özenle çekilmiş olduğu.. Gözlerimi kapatıp bizi izliyorum. Ne seni ne beni,bizi.
Ya da ; Ruh kuvvetleri,benimle ilişkiye girmek istercesine tahrik edici bir sürü ses dalgası.
Hepsine bağımlıyım. Çözülmesi imkansız denizci düğümleriyle bağlı. Kendime bu kadar değer vermesem altın vuruş yapar ve gözlerimi sana yumardım.
Yine bu gece,sessizlikle karanlığın delice seviştiği saatte şırıngama bir doz sen,dudağıma hafif bir tebessüm koyuyorum. Çok hoşuma gidiyorsun ve kayan gözlerimle sana iltifatlar yağdırıyorum. Beni duymaman canımı acıtıyor. Canım acıyor bana,beni böyle görünce ama ben hala her şarkının sözlerine gözlerini uyduruyorum.
3...2...1...ACTİON !
+ Sevmek mi ? Hayır. Ondan nefret ediyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)