Kahvesini yudumluyor aynada gördüğüm yorgun yüz. Perdesi kapalı olan penceresinden dışarıya dalıyor gözleri. Uzaklara, kilometrelerce uzaklara götürüyor onu perdesinin desenleri. Mesela kendini, her megafonunda yırtık müzikler çalan bir kasabada buluyor. Mektup yazmaya kalkışan eller tam dökecekken ruhlarının fazlalığını ufacık bir kağıda, tutuluyor. Bilinmezliklerin en derininde kalıyor siyahlar. Diğer tüm renklerse akşam olmadan evlerine çekiliyor. Kasaba yalın , kasaba hissiz..
Hiç tanımadığı biri tarafından öpülerek uyandırılıyor belki satırlarca yazdığım kadın. Geceden kalma terlerini siliyor. Diplere, benim bile hiç girmemiş olduğum derinlere iniyor hayalimdeki duruşu. Mesela kendini, o çok sevdiği varoş tarzı mekanlarda bir hayat kadını yapıyor. Aşık ama delicesine aşık olmak için can atan tüm kalpler teker teker kendini asıyor. Asıyor suratını Gece’nin en sevdiği oyuncak mağazasındaki bebekler bile. Kadın bencil, kadın iradesiz..
Döküyorum 20 yıldır biriktirdiğim sonbahar yapraklarımı. Kelimelerim hislerimden ayrı dans ediyor. Zirveye, piyanonun kalbimde olan yeri kadar tepeye taşıyorum tüm hüzünlerimi. Mesela kendimi, yarım kalmış bir romanın en gereksiz cümlesi yapıyorum. Güven, ama bir insanın başka bir insana veremeyeceği cinsten bir güven veriyor, karşılığını alamıyorum. Karşılaşıyorum, kendimle daha önce hiç bulunmadığım bir yerde. Ben ölü, ben kifayetsiz..
26 Mayıs 2012 Cumartesi
24 Mayıs 2012 Perşembe
Seni Anlatırken Farkediyorum
Bulutların üzerinde derin izler bırakıyorum yürürken,seni hissedince yanıbaşımda. Zayıf olmamıştım hiç bu kadar yıllarca kullanılmayan,çürümüş duygularıma karşı. Tutku hiç tutmamıştı yakalarımdan sıkı sıkı. Yağmurlu havada bir arabanın hızla geçtiği çukurdan sıçratırcasına geliyor huzur. Kayıp düşeceğim mutluluklar dünyasına bir adım daha atarsam ve bir daha dönmeyeceğim. Çünkü sen senken, şehvet aynaya bakıyor ve gördüğü sadece milyonlarca kusur..kusur..kusur.
Gözlerin gözlerime değdiğinde gökyüzü intihar ediyor ama ben yeniden doğuyorum. Özlem kancasını bedenime takıp,esnekleşiyor. Ben senden ne kadar uzaklaşırsam o kadar büyüyor,korkuyorum,yanından ayrılamıyorum. Nefes aldığını duyarken o kadar çocuk oluyorum ki,gördüğüm her şeyi benimsiyorum. Benim oluyor yoldan geçen her insan. Onlara isimler koyuyorum. Bırak seni özlemeyi,özlüyorum bize huzur evinin penceresinden şuursuzca bakan Akif dedeyi.
Başka insanların bende değersiz kıldığı hisler,sana baktığımda hayati önem taşıyor. Birisi elimden kayıp düşse,ölecekmişim gibi. Sonsuza dek susacakmışım gibi. Savunamayacakmışım gibi herşeyim olan benliğimi. Sonra kendime geliyorum nefes alıp. Ben dünyanın en güçlü kadınıyım.
Tanrıyım. Ve sensin kendimi kurtarmak için dünyaya gönderdiğim o kutsal kişi.
Gözlerin gözlerime değdiğinde gökyüzü intihar ediyor ama ben yeniden doğuyorum. Özlem kancasını bedenime takıp,esnekleşiyor. Ben senden ne kadar uzaklaşırsam o kadar büyüyor,korkuyorum,yanından ayrılamıyorum. Nefes aldığını duyarken o kadar çocuk oluyorum ki,gördüğüm her şeyi benimsiyorum. Benim oluyor yoldan geçen her insan. Onlara isimler koyuyorum. Bırak seni özlemeyi,özlüyorum bize huzur evinin penceresinden şuursuzca bakan Akif dedeyi.
Başka insanların bende değersiz kıldığı hisler,sana baktığımda hayati önem taşıyor. Birisi elimden kayıp düşse,ölecekmişim gibi. Sonsuza dek susacakmışım gibi. Savunamayacakmışım gibi herşeyim olan benliğimi. Sonra kendime geliyorum nefes alıp. Ben dünyanın en güçlü kadınıyım.
Tanrıyım. Ve sensin kendimi kurtarmak için dünyaya gönderdiğim o kutsal kişi.
17 Mayıs 2012 Perşembe
Son Kez
Duygularımı bastırmaktan her zaman nefret etmişimdir. Ne hissediyorsam açıkca vururum insanların yüzüne. Hayır! Gözüme toz falan da kaçmadı,ağlıyorum işte. Yaşlarımdaki yakamoz olduğunu da saklamıyorum üstelik. Düşünmekten beynim kanıyor. Kanıyorum ben de duyduğum her ses'e. "son kez" dediğim her şey daha da başlangıç oluyor. Mesela ben,son kez dalmıştım hayaline dün gece..
Kum fırtınaları arasında yok olup gidiyor renkler. Her şey soluyor. Her şey soluyor ama ben seni başkasının yakınında görünce soluklanamıyorum kadın. Belki de ben,terapi gören bir manyağın psikolojisindeki en hasar görmüş noktayım..
Dünde kal istemiştim,yarınımın her saniyesine taşırken seni. Toprağa düşse tüm çiçeklerin ölümü olacak kadar zehirli cümlelerimi bir kenara bırakıyorum. Çünkü bırakmazsam kendime karşı büyüteceğim kin,dünyanın sonu olur,biliyorum. Demiştim sana hatırlarsan "Ben her şeyi biliyorum kadın!." diye ama sana bir şey söyliyeyim mi ?
Sen hiçbir şey haketmiyorsun. Bilgin olsun diye söylüyorum. Sana ithafen "son kez" yazıyorum ...
Kum fırtınaları arasında yok olup gidiyor renkler. Her şey soluyor. Her şey soluyor ama ben seni başkasının yakınında görünce soluklanamıyorum kadın. Belki de ben,terapi gören bir manyağın psikolojisindeki en hasar görmüş noktayım..
Dünde kal istemiştim,yarınımın her saniyesine taşırken seni. Toprağa düşse tüm çiçeklerin ölümü olacak kadar zehirli cümlelerimi bir kenara bırakıyorum. Çünkü bırakmazsam kendime karşı büyüteceğim kin,dünyanın sonu olur,biliyorum. Demiştim sana hatırlarsan "Ben her şeyi biliyorum kadın!." diye ama sana bir şey söyliyeyim mi ?
Sen hiçbir şey haketmiyorsun. Bilgin olsun diye söylüyorum. Sana ithafen "son kez" yazıyorum ...
14 Mayıs 2012 Pazartesi
Rol
Reenkarnasyon'a inandırıyorsun. Çılgınca teoriler ediniyorum. Mesela sen .. Önceki hayatında o zamanların en sağlam uyuşturucu maddesiydin. Ben seni kalpten aldım ve şimdi geride bıraktığın her şeye bağımlıyım. Onsuz ölemeyecek kadar bağımlı.
Örneğin ; Film kasetleri,her anın özenle çekilmiş olduğu.. Gözlerimi kapatıp bizi izliyorum. Ne seni ne beni,bizi.
Ya da ; Ruh kuvvetleri,benimle ilişkiye girmek istercesine tahrik edici bir sürü ses dalgası.
Hepsine bağımlıyım. Çözülmesi imkansız denizci düğümleriyle bağlı. Kendime bu kadar değer vermesem altın vuruş yapar ve gözlerimi sana yumardım.
Yine bu gece,sessizlikle karanlığın delice seviştiği saatte şırıngama bir doz sen,dudağıma hafif bir tebessüm koyuyorum. Çok hoşuma gidiyorsun ve kayan gözlerimle sana iltifatlar yağdırıyorum. Beni duymaman canımı acıtıyor. Canım acıyor bana,beni böyle görünce ama ben hala her şarkının sözlerine gözlerini uyduruyorum.
3...2...1...ACTİON !
+ Sevmek mi ? Hayır. Ondan nefret ediyorum.
Örneğin ; Film kasetleri,her anın özenle çekilmiş olduğu.. Gözlerimi kapatıp bizi izliyorum. Ne seni ne beni,bizi.
Ya da ; Ruh kuvvetleri,benimle ilişkiye girmek istercesine tahrik edici bir sürü ses dalgası.
Hepsine bağımlıyım. Çözülmesi imkansız denizci düğümleriyle bağlı. Kendime bu kadar değer vermesem altın vuruş yapar ve gözlerimi sana yumardım.
Yine bu gece,sessizlikle karanlığın delice seviştiği saatte şırıngama bir doz sen,dudağıma hafif bir tebessüm koyuyorum. Çok hoşuma gidiyorsun ve kayan gözlerimle sana iltifatlar yağdırıyorum. Beni duymaman canımı acıtıyor. Canım acıyor bana,beni böyle görünce ama ben hala her şarkının sözlerine gözlerini uyduruyorum.
3...2...1...ACTİON !
+ Sevmek mi ? Hayır. Ondan nefret ediyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)